English    Türkçe

Kongreye Kalan Süre:


Uykusuzlukta Mindfulness ve ACT
  
Konuşmacı: Selçuk Aslan

30 Ekim 2021, Cumartesi -- 10.30 - 12.00

Uykusuzluk sorunu kronik ve inatçı hale gelmiş olgular kendilerini oldukça çaresiz ve çözümsüz hisseden bir grup olgudur. Bu çalışma grubunda bilişsel davranışçı terapi ve 3. Dalga terapiler nasıl uygulanabilir? Yardımcı olabilen Neler yapabiliriz sorusu üzerinde duracağız.
Öncelikle Bilişsel davranışçı (BDT) (CBT-I) insomnia için uyarlanmış 8 haftalık bir programdır, BDT çerçevesinde neler yapılabilir bu alanı inceleyeceğiz. BDT uykusuzluk sorununu iyi bir biçimde çalışmıştır, hedef olarak bu olumsuz inançları ve işlevsiz davranışları daha işlevsel ve rasyonel olanlar ile değiştirme ve davranışsal değişim oluşturmaya, sonuçta uykusuzluk semptomunu azaltmaya yönelmiştir. Uykusuzluğun bilişsel davranışçı tedavisi (BDT) etkili bir tedavi yöntemi olarak kabul görmektedir. BDT, hastaya uyarlanmış davranışçı yöntemler ile bilişsel ve psiko- eğitim yaklaşımları birleştirmiştir, yöntem etkindir ve etkisi uzun sürelidir. BDT’nin bileşenleri, (1) Bilişsel terapi, (2) Genel uyku hijyeni, (3) Gevşeme eğitimi, (4) Uyaran kontrol terapisi ve (5) Uyku kısıtlama terapisidir.
İnsomni BDT’sinde uyku fizyolojisi hakkında psiko-eğitim çok yardımcı olabilir. Başvuran kişilere uyku uyanıklık ritmi, gerekli olan uyku süresi, uyku evrelerinin 90 dakikalık döngüler şeklinde sabaha dek sürdüğü, gecede 3-4 kez kısa uyanıklıkların olabileceği, ortalama 15 dk. dalma süresinin normal kabul edildiği anlatılmalıdır. Uykusuzluk yaşayan kişiler sıklıkla kendi uyku durumları hakkında oldukça endişelidir. Terapist öncelikle kişiye kendi uykusu ve tedaviden beklenen düzelme ile ilgili için gerçekçi beklentiler oluşturmasına ve yardım etmelidir. Bunun yanı sıra kişinin bilişsel yapısının değerlendirilmesi ve uyku hakkında inançların anlaşılması iyileşmede kritik bir öneme sahiptir. Özellikle işlev bozucu düşünceler, performans kaygısı, zihinsel aktivite ile uyarılma ortaya çıkar, uyku düzeyi yanlış algısı ve dikkatle ilgili inançlar önemlidir. Terapinin zaman alacağı ve aktif bir katılımı gerekli kılacağının hastaya açıklanması gerekir. Eğer kişi kendini “uykusuz kişi” olarak tanımlıyorsa – bu uykusuzluk çekmenin onun kimliğinin ya da kişiliğinin bir parçası olarak kabul ettiği anlamına gelir- bu durumun dezavantajları ve sağladığı ikincil kazançlar üzerinde durulmalıdır. Bu ikincil kazançlar kısa dönemlidir ama uzun dönemde sorunun sürmesinde rol oynamaktadır. Eğer değişim ve ilerleme isteniyorsa bu kazançlardan vazgeçilmesi ve kendini bu şekilde benimsemeyi bırakması yararlı olabilir. Gevşeme egzersizleri, tersine niyetlenme, yatakta geçen zamanı kısıtlama, uyku ve yatak odası ile olumlu bir koşullanma sağlamak için uyaran kontrol terapisi etkili davranışçı müdahalelerdir. Espie ve ark. 2014). Bu yöntemler üzerinde çalışma yapılacaktır.
Kronik insomni olgularında sıklıkla bir aşırı uyarılmışlık hali belirgin olarak uykuya dalma öncesinde ve gece uyanışlarda vardır. Bu durum o sırada zihinsel ve bedensel uyarılma ile seyreder ve tekrar dalmayı zorlaştırır. Akut dönemde yaşanan ve birincil olarak uykusuzluğa yol açan sorunlar ortadan kalksa bile o dönemde yaşanan koşullanmalar ile her yataga gidişte bu uyarılma ve uykusuzluk beklentisi ve korkusu büyük ölçüde süreci etkiler. Burada olumsuz bir koşullanma ve uykusuzluk yaşama beklentisinden ve korkusundan söz edebiliriz. Bunun yanı sıra kişinin işlevsiz hale gelen baş etme davranışları yatakta uzun süre kalma, gündüz uyuma ve sürekli uykusuzluktan söz etme ve bu konuyu canlı tutma davranışları ise tam tersine gece uykusuzluk halini beslemeye devam eder.
Uykuya dalma sürecinde yavaşlayan bir zihinsel süreç vardır, bilinçli beyin devre dışı kalır ve daha çok alt beyin süreçleri devreye girer. Burada öncesinde yaşanmış koşullanmalar tedirgin bir ruh hali içine girmesine yol açabilir. Örneğin bazı insomni olguları uykuya dalarken hızlanan düşünceler ve imgelerden söz eder, artan bedensel yanıt ve akan düşüncelere bağlı bedensel uyarılmalar sıklıkla uykusuzluk olgularında dala sırasında ortaya çıkar. Uyku evre I den başlayarak giderek bir gevşeme ve kendini bırakma sürecidir. Ancak bu bedensel uyarılmalar tekrar bilincin devreye girmesine kişinin uyanıklığa dönmesi ve kendisi ve uykusu hakkında olumsuz yorumlar fazla yapmasına yol açar. İşte bu noktada bu aşırıya varan süreçlerin faydaları ve zararları üzerinde durulur.
Bunların yanı sıra süreçte kişi kendisi ile ilgili uyumayan biri ve bu gecede uyumayacak birisi olduğuna dair bir olumsuz benlik kavramı geliştirir. Bu sorunun hiç düzelmeyeceğine dair derin bir inanç oluşturur.
Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT), kronik uykusuzluğun üstesinden gelmek için davranışçı ve bilişsel öğeleri içinde taşıyan ancak yeni ve özel bir yaklaşım getirmiştir. Uykusuzluk yaşayan İnsanların genellikle koşullanmalar ile oluşan olumsuz beklentilerini tanımalarını ve uyumamakla ilişkilendirilen koşullu fizyolojik ve psikolojik rahatsızlık yaşantısını kabul ve deneyimlemeyi ve bununla daha olumlu bir ilişki kurmayı sonuçta bu sorunu daha iyi yönetmeyi amaçlar.
Bu yaklaşım uykusuzluk süreçlerine bir kabul süreci oluşturarak beynin gece uyarılma seviyesini düşürmeyi hedefler. Böylece sonuçsuz kalan uyuma mücadelesi, kendisini sürekli analiz etme ve sonuçta uyanıklık yerine dinlenme ve uyku halini teşvik eder. Genel olarak ve uyku konusunda değerleri ile uyumlu davranışlara yönelme, yararsız deneyimsel kaçınma kalıplarını önlemeye ve kaliteli uykunun ortaya çıkabileceği ideal ortama yardım eder. Kabullenme ve kendindelik, anda oluş, izin verme ve defüzyon gibi ACT yaklaşımlarını uygulaması ile kronik uykusuzluğun tedavisi için değerler ve kararlı eylem tartışılacaktır.
Kabul Kararlılık terapisi bu alanda BDT’nin birikimi değerlendirerek daha özgün bir geliştirme yolu izlemektedir. Bilişsel analiz etme ve kanıt inceleme yaklaşımı yerine bilişsel ayrışma, kabul ve mindfulness uygulamaları da kapsayan bir çerçeve genişletmesi yapmıştır. Bir bilişsel ayrışma (defuzyon) sürecinde uyuyamayacağım düşüncesinin bir gerçek değil bir varsayım olduğunu nasıl çalışılabilir. Uykusuzluk ve ilişkili ruh halini ve duyguları ve bedensel tepkileri izin vermek kabul etmek uygulamalarını nasıl uygulayabiliriz. Uykusuzluk sürecinde zihnin otomatik biçimde akıp giden düşünen kısmını tanımak ve onunla daha mücadele etmeyen daha kabullenici bir ilişki kurmayı nasıl sağlayabilir? İşlevsiz olan davranışsal aşırılıklar nelerdir ve bunları nasıl farkdebilir? fayda ve zararları nelerdir? Bunlar üzerinde durulacaktır.
Sonuçlar uykusuzluk için BDT terapileri kadar etkili bulunmuştur. Son yıllarda mindfulnes ve ACT uygulamaları kronik uykusuzluk sorunu için de daha çok tercih edilen başvurulan yöntemler olmaktadır. Bu çalışma grubunda katılımcılar BDT mindfulnes ve ACT uyksuzluk sorunu için uygulamasını olgu örnekleri üzerinde çalışacaklardır.

Kaynaklar:

Selçuk Aslan. Uyku Bozukluklarında Bilişsel Davranışçı Yaklaşım. Uyku Bozuklukları Tanı ve Tedavi Kitabı 14. bölüm TPD yayınları Sf: 253- 273. 1. Basım 2016, 2. Basım 2021. Trauer JM, Qian MY, Doyle JS ve ark. (2015) Cognitive Behavioral Therapy for Chronic Insomnia: A Systematic Review and Meta-analysis. Ann Intern Med 163(3): 191-204.

Kongreye Kalan Süre: